Eserlerimiz

Cumartesi, Şubat 07, 2009

Buğday

bir buğdayla başladı hikâye.
yine bir bahardı,
kendi toprağımdan çıkarıp,
ellerimle verdim canım, suyum
benziyordun ona
buğdayla büyüyordun gün be gün
sonra
cennetin doğusunda avunduk
incir yapraklarıyla mağrur
sen
yasak güneş altında olgun, kavruk
çatlak teninle
kuru rüzgârla nazlanıyordun
ekmeğim
her taneni bilmek, tatmak istedim
ıssızlığa savrulduğumuz gün
sanki daha dün.



sonra
umarsızca düştüğümüz bu boşluk
bulutlara seni sordum
ağladılar
kuşlarla selam ettim
gülüp geçtiler
boynuz kulağı geçer mi hiç
ferhat, kerem, mecnun
bilmezler âdem yanmış
ipsiz bir mum

sonra
sen
bulutların ağlamadığı
kuşların gülüşmediği yerdeymişsin
şah damarına yakın
tam da
buğdayın geçtiği yerde
ikimizin birden
ellerimizi semaya açıp
güldüğü yerde.

sonra
hepimiz birer incir çekirdeği olup
gönüller kırmışız,
tam da o yerde
buğday yerine iri kızıl
düğüm düğüm bir elma bırakmışız
sonra
şerbetle şekerle gönül alıp
kabak tadında tatlılar yapmışız
oysa
asıl tatlı olan
cennetin doğusundaki o buğdaymış
çatlak tenli, olgun
hani şu kavruk
mağrur
yalnızlığımın aynası
ekmeğim
can suyum…

0 yorum:

Komik Bir Şey Varsa Birlikte Gülelim

Biz Kaç Kişiyiz